Sirkeci’nin tramvay gürültüsüyle çınlayan, taze kavrulmuş kahve ve eski kâğıt kokan dar sokaklarında akşamüstü telaşı yaşanırken Ebru, üzerindeki koyu renk kabanın yakalarını rüzgâra karşı kaldırdı. Gülhane Parkı’nın asırlık çınar ağaçlarından dökülen sarı yapraklar, Sirkeci Garı’na doğru uzanan taş kaldırımlarda sürükleniyordu. Tarihi Gar binalarının gölgesinde zaman adeta ağır akıyordu ama Ebru için her saniye son derece kıymetliydi.
Ebru, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, İstanbul’un tarihi derinliğine duyduğu tutkuyla Sirkeci ve Sultanahmet hattında serbest profesyonel turist rehberi olarak çalışmaya başlamıştı. Şehrin her bir taşının, her bir sokağının hikâyesini ezbere biliyordu. Ancak turizm acentelerinin acımasız komisyon çarkları, rehber taban ücretlerini ödemeyen tur operatörleri ve sektördeki haksız rekabet, genç kadını kısa sürede tükenme noktasına getirmişti.
O gün, Ebru’nun Sirkeci’deki bir otelin bodrum katında kiraladığı mütevazı oda için son ödeme günüydü. Haftalardır çalıştığı yerel bir acente, yabancı bir gruba yaptırdığı üç günlük yoğun Boğaz ve Tarihi Yarımada turunun ödemesini yapmamak için ipe un sermişti. Acente sahibi, "Müşteriler memnun kalmadı" gibi asılsız bir bahaneyle Ebru’nun hakkı olan parayı gasp etmeye çalışıyordu. Cebinde Gülhane Parkı’nın yanındaki çay ocağında bir simit-çay alacak paradan fazlası kalmamıştı.
Sirkeci Garı’nın tarihi bekleme salonuna girdi. Yüksek tavanlı, çini kaplı gar binasının atmosferi ona bir an olsun nefes aldırdı. Ağlamak, bu devasa şehirde pes edip ilk trenle/otobüsle memlekete dönmek en kolay seçenekti. Ancak Ebru, İstanbul’un tarihine ve kendi meslek onuruna tutunmaya kararlıydı.
Tam gar binasından çıkarken, elindeki haritayla kaybolmuş gibi görünen kalabalık bir yabancı heyete rastladı. Grubun rehberi son anda rahatsızlandığı için tur yarıda kalmıştı ve gruptakiler Sirkeci’den Orient Express’in tarihi izlerini takip ederek kültür gezisini sürdürmek istiyordu. Ebru, tereddüt etmeden akıcı İngilizcesi ve Fransızcasıyla gruba yaklaştı. Durumu açıklayıp onlara gönüllü olarak eşlik edebileceğini söyledi.
Gülhane Parkı’nın içinden geçip Soğukçeşme Sokağı’na, oradan Yerebatan Sarnıcı’na uzanan güzergâhta Ebru, sadece ezberlenmiş tarih bilgilerini değil; İstanbul’un ruhunu, yaşanmışlıklarını ve efsanelerini büyüleyici bir üslupla anlattı. Grubun lideri, uluslararası bir kültür ve seyahat dergisinin genel yayın yönetmeniydi. Ebru’nun alanındaki derin bilgisine, anlatım yeteneğine ve profesyonelliğine hayran kaldı.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.