Kuzguncuk bostanının hemen arkasındaki dik ve ahşap evli sokaklardan Boğaziçi’nin serin kıyılarına doğru süzülen dondurucu ekim poyrazı, asırlık ceviz ağaçlarının dökülen sarı yapraklarını ve tarihi konakların kepenklerini savururken, Üsküdar’daki bir Anadolu lisesinin son ders zili gürültüyle çaldı. On yedi yaşındaki Beren, okul ceketinin üzerine giydiği lacivert kaşe montun önünü sıkıca ilikleyip ağır sırt çantasının askılarını omuzlarında düzeltti. Sınıf arkadaşlarının İcadiye Caddesi’ndeki samimi kafelerde oturup sıcak salep içme davetlerini nezaketle geri çevirerek, adımlarını bostana bakan tarihi iki katlı kargir bir binada faaliyet gösteren uluslararası botanik mirası ve tarihi sera akreditasyon acentesine doğru hızlandırdı.
Beren, sekiz ay önce babasını Üsküdar’daki tarihi bir korunun serbest sera restorasyonunda ahşap taşıyıcı çatı kirişinin ani kırılması sonucu meydana gelen kazada yitirdikten sonra, romatizma hastası annesi ile ilkokula giden küçük kız kardeşinin tüm geçim yükünü sırtlanmıştı. Sultantepe’nin dik ve nemli yokuşlarından birindeki kiralık dairenin masraflarını ödemek, annesinin her ay yenilenen özel ilaç kürlerini ve kardeşinin okul masraflarını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve botanik envanter kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Büro; taze filtre kahve kokusu, kurutulmuş bitki örnekleri, toprak asitlik ölçüm solüsyonları ve yüksek hızlı geniş format tarayıcıların ritmik vızıltısıyla kaplı son derece vakur, kurumsal ama yüksek tempolu bir mekândı. Beren’in görevi; Kew Gardens (Londra) ve Amsterdam Botanik Enstitüsü’nden gelen İstanbul’a özgü endemik bitki türleri ve tarihi sera rölöve analiz raporlarını sisteme işlemek, Tarım ve Orman Bakanlığı Botanik Mirası koruma onay dosyalarını kodlarına göre klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak toprak nem katsayısı test belgelerini teslimat defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında bitki genetik kodlarını, iklim tolerans oranlarını ve uluslararası tescil numaralarını doğrulamaktan göz pınarları kurur, topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev rulo pafta klasörlerini üst raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
Beren’in en büyük arzusu ise İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi’ni kazanıp İstanbul’un tarihi korularını, endemik bitki örtüsünü ve seralarını koruyan vizyoner bir botanikçi veya peyzaj mühendisi olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Sayısal özet kartlarını ve Biyoloji-Kimya ders föylerini gizlice yerleştirmişti. Bir yandan dahili telefon hatlarını yönlendirip kurye zimmetlerini yaparken, göz ucuyla çekmecedeki organik kimya reaksiyonlarını, hücre bölünmesi evrelerini ve türev sorularını zihninden çözüyordu. Arkadaşları evlerinde rahatça test çözerken, o, klavye tıkırtıları ve dev bitki envanter paftalarının ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, Yıldız Korusu tarihi seralarının restorasyonu için Londra’daki Uluslararası Botanik Konseyi’ne gönderilecek yetmiş beş parçalık Acil Sera Akreditasyon Dosyası’nın taranması, numaralandırılması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir bitki örtüsü tespiti için Emirgan Korusu’na gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi Beren’in omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Taş binanın ağır kapısını kilitleyip Kuzguncuk İskelesi’ne doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.