Marmara Denizi’nin hırçın dalgalarından Yeşilköy sahilindeki kayalıklara vuran dondurucu kasım rüzgârı, yeşillikler içindeki tarihi caddeleri ve fıstık çamlarını savururken, Bakırköy’deki bir Anadolu lisesinin son ders zili gürültüyle çaldı. On yedi yaşındaki Defne, okul ceketinin üzerine giydiği lacivert kaşe kabanın önünü ilikleyip ağır sırt çantasının askılarını omuzlarında düzeltti. Sınıf arkadaşlarının Florya sahiline doğru yürüyüp kafelerde vakit geçirme tekliflerini nezaketle geri çevirerek, adımlarını Yeşilköy’de eski Atatürk Havalimanı serbest bölgesi yakınlarında, geniş bahçeli ve yüksek tavanlı iki katlı bir yapıda hizmet veren uluslararası sivil havacılık ve uçuş emniyeti tescil acentesine doğru hızlandırdı.
Defne, yedi ay önce babasını havalimanı kargo hangarında bakım altındaki bir uçağın hidrolik merdiven sisteminin çökmesi sonucu meydana gelen talihsiz kazada yitirdikten sonra kronik kalp hastası annesi ve ilkokula giden küçük erkek kardeşinin geçim yükünü omuzlamıştı. Yenibosna’daki gürültülü bir caddede yer alan kiralık dairenin masraflarını ödemek, annesinin her ay yenilenen reçeteli kardiyoloji ilaçlarını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve uluslararası uçuş sertifikasyon kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Büro; taze filtre kahve, uçak gövde şemaları, türbin sertifikaları ve yüksek hızlı evrak tarayıcılarının ritmik vızıltısıyla kaplı son derece vakur, kurumsal ama yüksek tempolu bir mekândı. Defne’nin görevi; Frankfurt ve Londra merkezli havacılık otorite kuruluşlarından gelen jet motoru test raporlarını sisteme işlemek, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü uçuş emniyet onay dosyalarını kodlarına göre klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak parça yorulma ve kanat aerodinamik analiz belgelerini teslimat defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında motor basınç katsayılarını, türbin sıcaklık verilerini ve uluslararası tescil numaralarını doğrulamaktan göz pınarları kurur, topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev arşiv klasörlerini üst raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
Defne’nin en büyük arzusu ise İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uçak Mühendisliği Bölümü’nü kazanıp gökyüzünde güvenle süzülen yeni nesil yerli ve milli yolcu uçakları tasarlayan vizyoner bir mühendis olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Sayısal özet kartlarını ve Fizik-Matematik ders föylerini gizlice yerleştirmişti. Bir yandan dahili telefon hatlarını yönlendirip kurye zimmetlerini yaparken, göz ucuyla çekmecedeki akışkanlar mekaniği, integral ve türev sorularını zihninden çözüyordu. Arkadaşları evlerinde rahatça test çözerken, o, klavye tıkırtıları ve dev havacılık şemalarının ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, Türk Hava Yolları filosuna katılacak yeni nesil bir kargo uçağına ait yetmiş beş parçalık Acil Uçuş Emniyeti ve Uluslararası Tescil Dosyası’nın taranması, numaralandırılması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir hangar denetimi için Sabiha Gökçen Havalimanı’na gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi Defne’nin omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Binanın ağır cam kapısını kilitleyip Yeşilköy Marmaray Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.