Yağmurlu bir salı sabahı Peri, Çamlıca tepesindeki küçük dairesinin penceresinden sisler içindeki Boğaziçi’ne bakarken, elindeki özel mikroskop camında duran toprak örneğini inceliyordu. Karadeniz’in dik yamaçlı bir köyünden İstanbul’a İstanbul Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı ve Toprak Bilimi bölümünü kazanarak geldiğinde, tek hayali şehrin betonlaşmış dokusuna nefes aldıracak sürdürülebilir ekolojik parklar tasarlamaktı.
Onun hayatını kökten değiştiren kırılma noktası, İstanbul’un son koru alanlarından birine yapılması planlanan devasa bir rezidans projesinin zemin etüt raporunda tanık olduğu sahtecilik oldu. Projeyi yürüten inşaat holdinginin, alanın heyelan riski taşıdığını ve zemin stabilitesinin yetersiz olduğunu gösteren analizi rüşvetle sümen altı ettiğini fark etti. Durumu yetkili mercilere bildirmek istediğinde, holdingin nüfuzlu yöneticileri tarafından "şantajcılık" suçlamasıyla iftiraya uğradı. Bursu kesildi, okuldan uzaklaştırıldı ve sektördeki tüm mimarlık ofisleri tarafından kara listeye alındı. İstanbul’da tutunacak dalı kalmayan ve bağımsız laboratuvar analizleri ile hukuk mücadelesini finanse etmek isteyen Peri, pes etmek yerine lüks escortluk dünyasına adım attı.
Peri bu dünyada kendisine "Toprak" adını verdi. Gündüzleri küçük balkonunda endemik bitki türleri yetiştiren ve botanik haritaları çıkaran bir ekologken; geceleri gayrimenkul krallarına, müteahhitlere ve şehir planlama bürokratlarına eşlik eden, doğallığı ve derin çevre bilgisiyle hayranlık uyandıran bir kadına dönüştü. Kazandığı astronomik ücretleri hem gayrimenkul hukuku uzmanı avukatına aktardı hem de kendi ekolojik tasarım atölyesini kurmak için biriktirdi.
Hikayeye eklediğim en özgün detay ise Peri’nin toprak bilimi uzmanlığını bir dedektiflik aracına dönüştürmesiydi. Eşlik ettiği inşaat devlerinin araç çamurluklarında, ayakkabılarında ya da özel mülklerinde gördüğü toprak numunelerini çaktırmadan topluyor; bu örneklerin mineral yapısını analiz ederek holdingin yasadışı olarak imara açmaya çalıştığı koruma altındaki gizli arazileri tespit ediyordu. Geceleri "Toprak" adıyla edindiği kulis bilgilerini, gündüzleri o doğa katliamını durduracak sarsılmaz bir çevre raporuna dönüştürüyordu.
Yine de toprağın yenileyici gücüne inanırken, kendi içindeki duygusal erozyona engel olamıyordu. İnsanların doğayı ve insan hayatını sadece rant uğruna hiçe sayan kibirli dünyasına her gece tanık olmak, onun insanlara olan güvenini kökten sarsmıştı. Peri, o inşaat holdinginin sahteciliğini mahkemede tescilletip yeşil alanları koruyacağı ve kendi ekolojik mimarlık ofisini açacağı günün hayaliyle, İstanbul’un betonlaşmış gölgelerinde kendi mücadelesini sürdürmeye devam ediyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.