Maslak’ın gökdelenler bölgesine çöken gri kış karanlığı, cam cepheli dev binaların arasında esen poyrazla birleşirken, Sarıyer’deki ticaret meslek lisesinin ders bitim zili yankılandı. On altı yaşındaki Cansu, okul ceketini çabucak çıkarıp sırt çantasına koydu ve kalın kaşkoluna sarındı. Sınıf arkadaşlarının Metrocity veya İstinyePark tarafındaki kafelerde oturma davetlerini kibarca geri çevirerek adımlarını Metro durağının hemen yanında yükselen kırk katlı plazaya doğru hızlandırdı.
Cansu, oto tamircisi olan babasının geçirdiği bir iş kazası sonucu felç kalması üzerine sekiz ay önce ailenin tek geçim kaynağı haline gelmişti. Dört nüfuslu evin kirası ve babasının her ay tekrarlanan fizik tedavi masrafları bu genç kızın omuzlarındaydı. Lise eğitimini aksatmadan akşamları bu uluslararası mimarlık ve restorasyon holdinginde yönetici asistanı ve ön büro sekreteri olarak çalışıyordu.
Plazanın yirmi sekizinci katındaki yönetim katı; gürültüsüz çalışan yüksek hızlı tarayıcılar, ozalit mürekkebi, keskin parfüm ve kahve kokusuyla kaplı basık ama şık bir mekândı. Cansu’nun görevi; holding bünyesindeki mimarların şantiyelerden getirdiği restorasyon ve mimari proje paftalarını dijital arşive geçirmek, üst düzey yöneticilerin ertesi günkü toplantı dosyalarını ve sunum klasörlerini hazırlamak, gelen yabancı misafirleri karşılayıp kaydını tutmaktı. Saatlerce ışıklı ozalit masasının başında ve bilgisayar ekranı karşısında durmak gözlerini kan çanağına çevirir, ağır proje tüplerini ve arşiv kolilerini üst raflara taşımaktan bilekleri sızlardı.
Cansu’nun tek hayali, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü kazanarak tarihi binaların restorasyon projelerini çizen uzman bir mimar olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Türkçe paragraf özet kartlarını ve Geometri formül cetvellerini yerleştirmişti. Bir yandan telefonda kuryelere adres tarifi yapıp gelen evrakları zimmetlerken, göz ucuyla çekmecedeki analitik geometri ve metin analizi tekniklerini takip eder, zihninden soruları çözmeye çalışırdı.
O gece, ertesi gün Anıtlar Kurulu’na sunulacak elli parçalık tarihi bina rölöve projesinin taranması, dosyalanması ve sistem üzerinden onaylanması acilen bitirilmek zorundaydı. Bürodaki mimarlar şantiyeye gidince tüm veri girişi, tarama ve dosyalama işi Cansu’ya kaldı. Saatlerce klavye tıkırtıları ve kâğıt tozunun ortasında belgeleri tek tek kontrol etti, taradı ve arşiv kütüklerine işledi. Gece saat yarımı gösterdiğinde evrak takibi ancak bitti. Üstü başı ozalit kokar halde plaza katını kilitledi. Maslak metro durağına doğru yürürken esen soğuk poyraz yüzüne çarptı; ama Cansu, bu koca şehrin zorluklarına rağmen kendi kaderini çelik bir iradeyle şekillendirdiğini çok iyi biliordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.